Alevilik Kendi Başına Bir İnanç Mı? 22.12.o9 İsmail Güner /İsviçre
Tarih: 22 Aralık 2009 Salı
Uzun bir zaman yazı yazmamayı düşünmüştüm. Yaklaşık dört yıldır İnternetle tanışmamdan bu yana bir fiil yoğun çalışmalarım oldu...sağlığım ve imkânlarım elverdiği müddetçe bundan sonrada olacak! Ama bakıyorsunuz ki, birileri uzun bir arada sonra yırtık dondan çıkar gibi hâlâ birşeyler dayatıyor, ister istemez yazma gereği duyuyorsunuz...
Özellikle bizim bölgemizde sol fraksiyon adına dün " Alevilik gericiliktir" diye saldırırken, bugün bakıyorsun utanmadan, sıkılmadan holdingleşmiş bölgenin bir kurumuna demir attığı/attıkları yetmezmiş gibi, bitmiş köyün muhtar heyetini diriltme adına eskide bölgede azçok gizlilik içerisinde Alevi Yolağını sürdürenlerin ardılları için çıkıp diyorki; günümüz koşullarında tıkanmış olan Alevi kurumlarının önünün açılmasının bir aracı olarak rol oynayabilir, görev yapabilirler. Özellikle Kürt-Aleviliği sorununda, son derece önemli bir rol oynayabilirler, oynamalıdırlar, demektedir. Ancak bunların ve niyetlerini çok iyi bilmekteyiz(...) Ama bu handikap takımı şunu çok iyi bilsin ki; geçmişte devrimci-demokrat adı altında insanların kafasına geçirmeye çalıştığınız İttihat-Terakki Kemalist telisini çıkarma gayretkeşliğini göstererek dik durmasını sağlamanız EDEB'li bir tavır sergileyerek hiç olmasa geçmişteki yanlışlarınızın telafisini yapmış olursunuz...
Örneğin, kendi köyüm Kistik'te bir iki kabile, köyümüzün yanıbaşında bulunan Sinemilli Aşireti'nin Kantarma Ocağı'nın Talipleridir. Bu iki kabileden zaman zaman Talipleri oldukları Kantarma Ocağı'na 'Hakkula'ları ile mekânına gitmenin dışında bu Taliplerden, Alevilikle ilgili herhangi birşey duymuş değilim...ayrıca Kistiklilerin günlük sohpetlerinde, "biz Kürdüz!" derler. Şaun geldikleri Avrupa ülkelerinde %90 Kürdlükleri üzerine iltica etmişlerdir. Yani sosyal toplumsal sohpetlerinde hâlâ Alevi kimliğini hernedense gündeme getirmezler. Halbuki, Kürd ve Alevi olduklarından dolayı bu iki kimlikleri yüzünden baskılar vs. görmüşerdir. Bunun bir nedenide yine Talip'i oldukları Ocakzade dedelerinin çıkarsal yaklaşımları sonucu vede birşey veremediklerinden kaynaklanmaktadır. Bilenler, peki eşin ocakzade soyludur. Sen hiçmi birşey ondan öğrenmedin veya görmedin diyenleri duyar gibiyim. Evet! eşim ocakzade olduğu kaynaktan temiz içmiş ve EDEB'li yönüne nail oldum diyebilirim. Ancak! bu ocağın dedelerinin EDEB ERKAN Cemlerinde Talipleri ile hasbihal eyledikleri deyişleri, nefesleri, alarak, TRT merkezine götürüp türküleştiren Arif Sağ gibi, "bu ocağ ve dedeleri olmasaydı, şuan ben, vücudumu jiletleyen bir serseri olacaktım!" diye, "Enel Hak" dediği için derisi yüzülene, "Benim Kâbem İnsandır." diyerek insanı esas alana, "Pir Sultanım dünyaya dolu geldim, dolu benim. Bilmeyenler bilsin beni ben Ali'yim. Ali benim." derken, herkesi bir bilen ve herşeyi insanda gören vb'lerine, mensubu olduğum 'Kasımoğlu Ocağı'na, edebsizlik edemem...
Yine bölgemizden bir diğeri sayın Şükrü Yıldız'a Dem Gazetesinin sorduğu şu iki soruyu aşağıya alarak devam edelim; "Aleviliği İslam“ın bir mezhebi olarak görüyor musunuz? Görmüyorsanız Hz. Ali“ye neden sahip çıkıyorsunuz? Alevilik bir din mi?
"Bu konularda kendimce cevaplarım var. Bu cevaplar şimdilik bende saklı.
Sünnilerin Hz Ali“si Sünnilere, Alevilerin de Ali“si Alevilere"...
Siz nasıl düşünüyorsunuz?
"Şimdi Aleviliğe baktığınızda, Aleviliği izah etmek isteyen versiyonların tümünün kullandığı argümanlara rastlarsınız. Bu körlerin fili tarifine benziyor. Herkes kendi çıkarına olduğuna inandığını tarif etmektedir. Tabii ki bunun ardında politik tercihler var. Bunu bilmeyen yok... Benim inandığım Aleviliğin kendi başına bir inanç olduğudur. Her inanç gibi insanlığın geçmişiyle iyi bağları olan ve onların iyi yönlerini kendine rehber edinmiş bir inanç. Bunun adı Aleviliktir". diye ilk sorunun cevabını kişisel kaygılarından dolayı kendisinde bankaladığı gibi, ikinci soruya verdiği cevap'ta ise, benimde kendisiyle hemfikir olduğum 'dik duruş'u taktireşayan bir cevap vermiş...
Yine önceki yazımda belirtiğim şu hususu gerekli görüyorum; gerek çok tanrılı dinlerde, gerek tek tanrılı (semavi) dinlerde 'Yaradılış' ve 'Doğuş' olgusu vardır. Alevilerin tüm dinlerden ve inançlardan farklı olduğu temel konu 'Yaradılış' ve 'Doğuş' olgusudur. Aleviliği İslam'dan asıl ayıran, bu inanç farklılıklardır. Eğer Alevilik İslam'dan en temel konularda bu kadar keskin çizgilerle ayrılmamış olsa idi, yüzyıllar boyunca süren, Aleviliği İslam içine monte etme çabaları şimdiye kadar başarıya ulaşmış olurdu.
Artık Kürd Özgürlük Mücadelesi yanaşmacılığına oynayanları biliyorum...bunlar; Alevi-Kürdün sırtında geçinmek isteyen kenelerdir. Düne kadar Kürd Özgürlük Mücadelesine sıcak bakmayan hatta " Şafiilerle yol gidemeyiz" diyenler ve Alevi ocakzadeler ve onu temsil eden bir kısım ocakzade (yerelde bizim bölge genelde diğer bölgelerde bulunan Alevi ocakzadeler) yeni yeni çıkar amaçlı Kürd Özgürlük Mücadelesine şirin görünen, yağcılık yapan, bu kres yağcılar tayfası, panayıra çevirdikleri festival şenlikleri, coca cola ve ayran olup akıyor. Para cüzdanları şişiyor...tabi devletlüzade Prof İzzettin Doğan ve müritleri ise, hem devletten nemalanmaktadırlar, ve çeşitli bölgelerdeki Müritleride Kürd Özgürlük Hareketi'nin çevresinde en iyi birşekilde nemalanmaktadırlar.
Bizim bölgede kendini ocakzade diye nitelendirenler, Hacim Bektaş Veli'yi esas aldıkları halde, onun bilimsel mantıklı deyimini, "belimden gelen değil, yolu sürendir dede". ilkesini dile getirmedikleri gibi, krallık dönemindeki gibi babadan oğula tahta geçişi bırakma edebliliğini bir türlü göstermezler...
Geçmişte kalan bize anlatılan ve okuduklarımıza göre dedelik, geçmişte hoşsohpet ve mütevazi toprak insanı iken, üretim ilişkilerinin gelişmesi ile köy-kent ilişkisi süren bu değerler alt üst oldu. Bir sürü pislik yığınla hokkabazlık yapan dedeler ve ardılları türedi. Bunlar halkı Alevilikten soğuttular...
Her nekadar 1980 öncesi devrimcilik adına halkı temsil eden dedelere hotzotculuk yapılmışsa da, günümüz gençliği ile Aleviliği temsil eden ocakzade dede ve ardılları arasında uçurumlar vardır.
Aleviliğe taşınan hurafe geriliğini tartışmaya açılmasını istemeyenler, boş kafalılar ve takkiyeci zihniyetlilerdir. Bu da gösteriyorki, Aleviliği teslim almaya çalışan İslamın fotokopiciliğini yapan hurafeler, diyanet illahyatçıları ve cami hocası ile iz düşümü arzetmektedirler...
Peki dernek, federasyon kuruluşların yürütmesinde bulunanlar Alevileri kendi hareketlerinin içine çekme amacıyla tavlamak için sızmaya çalışıldığından şikayetçiliğinde bulunuyorsunuz...Aleviler, yasalar önünde Alevi inanç kimliğini nasıl kazanacak? Ve her sene On İki 'Yassı Muhharrem Oruc'u geldiğinde Aleviler göz yaşı-ağıt gitgeli içinde hep ömür mü tüketecekler!...
Geçmişte kalan bir kaç deyiş veya nefes'i harmanlayarak TRT merkezinde türküleştiren köşe dönen müzikçi yorumcular, güdük kalmaya devam etsin...bunlarla birlikte ardılların yaptığı bilgi bankası değil hurafe bankacılığıdır. Alevilikteki 'Eline, Beline, Diline Sahip Ol! ilkelerinin basit açıklama karşılıkları vardır. Öyle İslam hurafeliği ağzıyla metafizikçi düşünceyle bol Kurandan alıntılarla, ve bol eski türkçeci dini kavramları kullanarak, genç jenarasyonun anlayamayacağı kavramların arkasına sığınarak, süslü ve kafiyeli satırlarla bilinç bulandırarak edebsizlik yaptıkları aşikar...
Peki bu gençlik takkiyeci ve hurafe zihniyetin neyine itibar etsin ve danışsın!...
Metafizikçi bir anlayışla, 'Eline, Beline, Diline Sahip Ol'! ilkesini manipule etmektedirler ancak! Bu üçlemeyi istediğiniz kadar süslü püslü metafizik düşünceli yazılar döktürün siz! Yaptığınız bilimsellikten uzak ve yine belden aşağı çekenlerle bir farkınız yok!!!
Kendi başına bir inanç olan Aleviliğe çamuru taşımış ve taşıyan takkiyeci ve hurafelere, bu çamuru temizletmek gerek!...
Örneğin; bir deyişinde koca Haydar derki; "Pir Sultanım dünyaya dolu geldim, dolu benim. Bilmeyenler bilsin beni ben Ali'yim. Ali benim." derken, herşeyi insanda görmüyor mu! o halde neden Hz. Muhammedi miraca çıkarıyorsunuz! Allah ile göğün yedi katında buluşturuyorsunuz!
Bakıyorsun, Alevilikle ilgili yazılanlara, Ehli-Beyt ve İslam bağlantılı hurafe kıytırıkçılar, Alevi isyanlarına önderlik yapan Baba-i hareketlerinden söz etmedikleri gibi, bu hurafe anlayışlarıyla da dışlamaktadırlar...
Kaldı ki, Aleviliğe, Allah, Muhammed, Ali, On İki İmam ve Hünkar Hacim Bektaş Veli'lerin eklenmesi on üç asırlık bir tarihi mazisi var...Alevi inancını Allah, Muhammed, Ali ve On İki İmam yani Ehli-Beyt'ten ibaret gören ve güdenler, İslam'ın fotokopciliğini yapmaktan metafizik masalları anlatmaktan öteye gidemezler!!!
Malatya, Maraş, Çorum, Dersim, Sivas ve Gazimahallesi katliamlarına sebep olanlar, esasen İslam dinini sulandırmaya çalışanlar; İslam'ın kuyruk sokumunda at sineği olmaya Alevileri zorlayan Türk-İslam sentezci ve Kürt-İslam sentezci yanaşma hurafe ve takkiyeciler değil midir?...
Alevi inancı dogmayı (Metafizik) reddederler. bilimin gelişmesini dikkatle izlerler. Bilim insanla başlamıştır. İnsanla devam etmektedir. Deneyerek, sınayarak, yanlış yaparak, doğrusunu bularak, test ederek insanlık bugüne kadar gelişimini sürdürmüştür. Hiçbir insan ne şimdi ne de 'doğuş'ta mutlak bilgiye sahip değildir. Bundan dolayıdır ki; Alevilik tarihi insanlık tarihidir diyoruz.
Ancak, bu hurafe zihniyetin tüm olumsuzluklarına rağmen sağlıklı bir kuşak, Aleviliği gerçek rotasına girmesine doğru yol alması için geleceğini görebiliyorum...
Alevilere dönük çok sert eleştirilerin yapılması gereklidir. Alevilerin eleştiriye çok ihtiyaçları var. Doğum-Doğuş olayını bilen Alevilerin neden kendilerini ifade edemediklerini, kem küm ettiklerini sorgulamak gerekiyor. Alevilik insanlık yoludur, bilim yoludur. Alevilerin çok tanrılı ve tek tanrılı (semavi) dinlerle ve mezheplerle bir ilgileri yoktur. Çağdaş bir insan, çağdaş bir topluluk iki yüzlü olmamalıdır. Kendisini normal kavramlarla ifade etmelidir. Korkmamalıdır.
"Enel Hak" sadece bu yedi harf Aleviliği açıklamaya yetiyor. Ve 'İslam'ın özü'yüz' diyen hurafelerin saçma sapan metafizik düşüncelerini çürütmeye yeter...
Hoşkelam...
İsmail Güner /İsviçre ismailguner67@gmail.com
Bu köşe yazısı 580 defa okundu. Toplam 1329 kelime
[ Geri Dön: İsmail Güner /İsviçre ] - [ Yazarlar İndeksi ]
|